9 Temmuz 2015 Perşembe

Modern Komplo Teorilerinin Kökeni: Tapınakçılar ve Baphomet

Tapınakçılar, Tapınak Şövalyeleri, Mabed Şövalyeleri veya Tapınak Tarikatı 12. yy da kurulmuş Hristiyan askeri kökenli tarikattır. Kutsal topraklardan olan Kudüs ü korumak amacıyla organize olan bu birlik, aslında Haçlı Seferlerinin içerisine yerleşmiş gerilla örgütü de sayılabilir.  Amaçları, bu topraklarda nüfus oluşturup, Hristiyan hacıları korumaktır.

Bununla beraber, tarikat kendi doktrinlerini oluşturmaya başlayıp, siyasi ve ekonomik olarak güç kazanmaya başlayınca çeşitli krallıklar ile Hristiyanlığın en kuvvetli bürokrasisi olan Papalık tarafından aforoz edilmiştir.

Temelinde basitçe güç savaşı yatan bu tarihi olaylar süregelirken, birlik kendini koruma adına içe dönük bir hal almış; müritler gizlenmiş ve giderek daha fazla yeraltına dönmüştür. İronik bir şekilde başlarında Fransız şövalye bulunduran yapılanma, gene Fransızlar tarafından dağıtılmıştır.

Bununla beraber, Tapınakçıların çarmıha giden yolunda çeşitli suçlar yer almıştır. En büyük suçları; Baphomet isimli bir şeytana tapmak ve eşcinsellik olan tarikat, temelinde basit bir ekonomi-politiği yatan siyasi argümanlar tarafından çöküşe sürüklenmiştir.

Aslına bakarsanız, satanist eylemlere sürüklenmelerinin sebebi, Katolik Kilisesinin aynı dönemlerde uyguladığı propaganda mantığında yatar. Çünkü İsa nın Hristiyanlığı tebliğinden sonra Katolik Kilisesi, semavi olmayan tüm dinlerin, şeytan kökenli olduğunu savunur. Onlara göre şeytan, çeşitli kılıklara girerek kitlelere sahte tanrılar vermiş, insanları bu tanrılara tapması için manipüle etmiştir. Bununla beraber şeytan, sadece isim değiştirerek aslında kendisine tapılmasını sağlamıştır.

İsa nın hayatı dahil, bir çok konuda pagan kültürüyle olan benzerlikler de bu mantıktan yola çıkarak yalanlanmıştır. Mısır mitolojisindeki Osiris ın başına gelen olaylar ile İsa nın yükselişi arasındaki bağlantılar; İskandinav ve Kelt mitolojilerindeki astronomi kökenli inanışların çeşitli şekillerde Hristiyan kültürüne benzemesi; aslında şeytanın binlerce yıl önce kurduğu büyük komplonun ürünüdür, Hristiyan tarihçilere göre. Zamansız bir boyuttan gelen şeytan, İsa nın güvenilirliğini sarsmak adına binlerce yıl önceden benzer hikayeler yaratmış, sonunda gerçek tebliğ ile benzerlikler oluşmuştur. Engizisyonun temel propaganda unsurları bunlara dayanır.

Tapınak tarikatının, mevcut tarikatlarla benzer bir hiyerarşisi mevcuttu; büyük bir üstat, onun altında çalışanlar ve sonunda üyeler. Kendi kültlerini oluşturdukları tüm bu süreçde, Hristiyanlığı okumaları da değişmiştir. Uzun süre Arap topraklarında yaşayan tarikatın kültürüne, yerel inanışlar işlemiş ve asimile olmuştur.

Bunun en bariz örneği, Papalık tarafından satanist ilan edilmelerine neden olan "Baphomet" isimli sahte tanrının varlığıdır. Baphomet, dönemin Arap kültüründe bir tür pagan tanrısıydı. İsminin kökeni hakkında çeşitli araştırmalar olan Baphomet;

Yunanca da hikmet anlamına gelen Sophia kelimesinin Atbash şifrelemesi ile İbranice Bafomet olduğu iddia edilmiştir. Bir diğer inanış, Yunanca daki vaftiz anlamına gelen Bafhe ile ustalık anlamına gelen Metis in birleşimidir. İdris Şah a göre Baphomet, "Ebu Fiyamet" yani Anlayışın Babası (Father of Understanding) isimli yerel pagan tanrısıdır. Levi ye göre ise, Temp. ohp. Ab - Templi omnium hominum pacis abhas (İnsanlar arasındaki barışın babası)  isimli bir Latince kısaltmadan ibarettir.

Araştırmalar gösteriyor ki, bulgular farklılık değil, bir kökeni işaret ediyor. Ebu Fiyamet mitosu aslında dönemin Arap kabileleri arasında inanılan bir pagan tanrısı. İsim anlamı "Anlayışın Babası" olan Baphomet, Bafomet in Avrupa ya yansıması olarak görülebilir. Bu noktada, Baphomet; yerel büyük tanrı görevi görür. Fakat Kilisenin "sahte tanrıların şeytan işi olması" propagandası yüzünden Baphomet zamanla "şeytan" ile eş anlam kazanır. Baphomet, İskandinavya da Behemoth olarak anılır ve giderek daha fazla "şeytanlaşır". Sonuç itibariyle bugün ki kabul edilen şeytanlar, aslında bir dönem halkı koruyan bilge tanrılardır.

Bu propaganda o kadar kuvvetli ki, bugün bile etkisini sürdürmekte, çeşitli komplo teorilerine malzeme olmakta. Halbuse yeterli düzeyde tarih okuması yapmak gerçeğe ulaşmanın en basit yolu. Bütün bu hikaye ise Ernst Toller ın ünlü sözünü doğruluyor; "Tarih kazananların propagandasıdır."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder