5 Ağustos 2015 Çarşamba

UMÖB ü Konstrüktivist bir açıdan okumak

Bu yazı UMÖB '15 de Depo Atölyesinin fanzini olan Depo nun 2. sayısında yayınlanmıştır.
Fanzinin tamamı için; http://issuu.com/depo_gazete/docs/depo_say___02
Ek olarak bu yazı, "Michel Foucault un Heterotopyası ve AVM" isimli yazı referans alınarak yazılmıştır.

20. yy ın önemli düşünürlerinden Michel Foucault un bir önermesi vardır; heterotopya. Modernizmin yavaş yavaş etkisi altına giren Avrupa da ikinci dünya savaşının çıkması, hümanist hareketlerin ciddi derecede zarar görmesi ve burjuvanın kendini yalıtma refleksi bir araya gelince, ütopik homojenize örgütleşme giderek daha fazla zor bir hal aldı. Çünkü ütopik hareketler; imkan ile imkansızlık arasında gidip gelirken, aynı oranda homojenize yapısından dolayı dışlayıcılık niteliğini de taşır. Halbuse Foucault un yarattığı "heterotopya", akılcı bir düşünce ışığında, avant garde örgütlülüğün alt metni yok etmeden bir araya gelmesine imkan sağlar. Üretimsel ve ortak payda unsuru etrafında bir "cazibe merkezi" oluşturur.

UMÖB oluşumu, farklı nitelik, disiplin ve anlayıştan olan insanları bir araya getirerek kendi dilini oluşturmanın en güzel örneğidir aslında. Heteropyanın tüm özelliklerini bünyesinde taşır; komünal bir düzene yakınlık, disiplinler arası uzlaşma, yeni bir üst metin oluşturma gayesi ve bir mekan etrafında birliktelik. Bu açıdan, UMÖB etkinleri, modernizmin bize sunduğu yapısalcı ve üretimci anlayışın mikro yansımasıdır. Her ne kadar "kurtarılmış alanlar" mümkün mertebe çekici olsa da, üretimsel yapısı onu aynı oranda eleştirel de kılar.

UMÖB, geçmişin gelenekçi ve sadece "mimarlık" çizgisinden son derece başarılı bir şekilde "tasarım" a evrildi. Bunun en belirgin olduğu dönem ise şu anda süregelen "Tasarım Köyü İzmir". Heterotopik bir açıdan bu daha uygundur; çünkü disiplinler arası iletişim kurmaya olanak sağlamakla beraber, heterojen ve geri beslemesi yüksek bir örgütlülük de kazandırır. İşte bu noktada sorulması gereken soru, bunun atölyelere nasıl yanması gerektiği. Şu anda atölyeler ikiye ayrılmakta; "Sofra*" gibi araştırma ve sunum yapanlar ile "Parametrik Pavillion**" gibi doğrudan üretim gerçekleştirenler. Kavramlar üzerine araştırma yürütüp, bunlar sunmak mı; yoksa bireylerin doğrudan katıldığı bir üretim yapmak mı? Konstrüktivist formüller bu noktada işimize yarar; katılımcıların yapıyı oluşturabilmek, yapının içerisinde yer alabilmesi için "tespit" noktasından uzaklaşıp, üretimsel kademelere daha fazla etkin olmaları gerekiyor. Bu da ancak bir inşa süreci sonucunda mümkün. Sunum durumunda kalıcılık sağlamak malesef zor bir konu, çünkü üretilen tespitler gerçerliliğini yitirme konusunda oldukça kırılgan. Anlayışlar ve hedefler sürekli değişebileceği gibi, sanatsal akımlarda meydana gelen evrimleşmeler de "sunum" için tehdit unsuru. Halbuse yapısalcı çözümler ortaya nesnellik sunduğu için, modası geçse bile kullanılmış olma durumu onu tarihe not düşürür.

Velhasıl-ı kelam, UMÖB '15 bu geçiş döneminde oldukça önemli bir noktada. Bu noktadan sonra alınacak kararlar, etkinliği ya Avrupa daki örneklerine daha fazla yaklaştıracak ya da kendi dilini üretme yoluna sokacak.

*Sofra atölyesi, geleneksel sofra kültürünü köy ortamında inleceyip, belirli bir ölçekte sunum gerçekleştirmeyi hedeflemiştir.
**Parametrik Pavillion; köyde belirlenen bir konumda, kargılar kullanılarak pavillion inşa etmiştir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder