16 Nisan 2016 Cumartesi

J.K. Rowling ve Harry Potter Serisinin Psikanaliz İncelemesi

Harry Potter, Mürver Asa ve Voldemort
Fantastik edebiyatta, bir dönem kuşağı için oldukça önemli bir seri yaratmış olan J.K. Rowling in Harry Potter eserleri, bir çok yönden incelenebilir. Bunun en bilinen örneği; fantastik edebiyata çok büyük katkılar yapmış olan Tolkien ile karşılaştırılmasıdır. Elbet ki Tolkien, kendi serisini yazarken akademik geçmişinden oldukça yararlanarak, sadece bir "kitap serisi" yazmamıştır; onun bıraktığı "evren" bir çok yönden beslenmiş, kendine ait mitler bile oluşturulmuştur; bkz. Silmarionlar.

Eğer yakın dönemde eserlerini bizlere sunmuş olan J.K Rowling in genel hatlarıyla psikolojik motivasyonlarını incelersek, Harry Potter dünyasına dair oldukça ilgi çekici verilere de ulaşabiliriz.

J.K. Rowling in kendi ağzından bildiğimiz kadarıyla; Harry Potter serisi bir çok kitap evi tarafından reddedilmiş ve hatta "yazım kurslarına" gitmesi önerisiyle bile karşılaşmıştır. Her büyük eserden sonra bu tip "büyük lokma" laflarla karşılaşıyoruz. İlginç yanı ise, Rowling in eserlerini kendi ismini gizleyerek, "J.K Rowling" ismiyle yayınlaması. Gene kendi ağzından bildiğimiz üzere bunu "kadın olduğunun anlaşılmaması" ve "erkek egemen bir sektörde daha rahat ilerlemek" adına yaptığını öğreniyoruz.

Yazım dünyasında reddedilemez bir erkek hegemonyası söz konusudur. Fakat bunun yanında gerek yerli, gerekse dünya edebiyatında başarılı pek çok kadına da rastlamak mümkün. J.K Rowling in, başarıya ulaşmak adına "kadın" kimliğini gizlemesi ve Harry Potter serisini oluştururken kullandığı temel motivasyon arasında ise ciddi bir bağlantı görmek mümkündür.

Birisi güç için öldü
Birisi sevgisi için
Ve birisi ölümü eski bir dost gibi karşıladı
Öncelikle kitabın içeriğinden temel alıntılar yapmak gerekiyor. Son kitaba ismini veren "ölüm yadigarları" mitinde, üç erkek kardeşin ölümle karşılaştıktan sonra başlarına gelenler anlatılmakta. Kabaca hatırlamak için; üç erkek kardeş bir nehirden geçmek üzere sihir ile köprü inşa ediyorlar. Halbuse "ölüm", nehirde bekleyerek insanların orada ölmesini istemekte. Bu duruma "bozulan" ölüm, kendini kardeşlere gösterdikten sonra onları taktir edermiş gibi her birine bir hediye vereceğini söylüyor. En büyük abi, en güçlü asayı (mürver asa) yı istiyor; ortanca kardeş, ölümü aşağılamak adına "diriltme taşı", en küçük kardeş ise mütevazılığını göstererek ölümün pelerinden bir parça (görünmezlik pelerini) rica ediyor. Hikayenin devamında, mürver asa ile övünen abi, bir başka büyücü tarafından asaya sahip olunmak adına öldürülerek, asayı çaldırıyor; ortanca kardeş dirilttiği eski sevgilisinin haline dayanamayarak ölüme boyun eğiyor; en küçük kardeş ise ölümden kaçıyor, ta ki kendi isteğiyle kendini ona bırakana kadar.

Burası önemli bir nokta. İleride dönülenecek. Eğer ki Harry Potter serisini genel olarak hatırlamamız gerekirse; Lord Voldemort isimli kötü bir büyücü, büyücü dünyasını ele geçirerek sadece "saf kan" olanların yaşamasını istiyor. Bunun sonucunda ise bir takım faşist eylemler yürütüyor. Voldemort karakterinin geçmişine bakarsak eğer; safkan bir büyücü anne ile sıradan bir insanın büyü sonucu doğmuş çocuğu olduğunu görürüz. Annesi erken yaşta vefat edince ise yurtlarda, kimsesiz büyüyor. Aynı şekilde Harry Potter, ailesi Voldemort tarafından öldürüldükten sonra tek başına büyüyen, antagonist bir karakter. Bununla beraber hikayenin diğer iki önemli karakteri ise Albus Dumbledore ile Severus Snape. Snape de tıpkı Harry ve Voldemort gibi zor bir çocukluk geçiriyor.

Bu üçlünün arasındaki en farklı karakter Dumbledore; hikayenin bilge, kehanetleri öngören ve en güvenilen, güçlü kişisi. Geçmişinde kötü eylemleri bulunan, bunlardan vazgeçerek tekrar iyiliğe dönen bilge karakter.

Tıpkı Tolkien in evrenindeki Gandalf örneği gibi; hikayede kehanetleri öngören karakterler, yazarın kendi yansımasından doğarak, "hikayeye yön veren" rolünü üstleniyorlar. J.K Rowling in açıklamaları ve hikayenin geçmişinde olan bitenler Dumbledore karakterinin eşcinsel olduğun yönünde. Bu durumda Dumbledore karakteriyle soyutlaşan Rowling in psikanalist incelemesi bir mantığa oturabilir.

Dumbledore un ölümü ve iktidarın el değiştirmesi
Voldemort, Snape ve Harry karakterler özünde eşcinseldir. Bu üç ana karakter; Rowling in erkeksi iç güdülerini ve penis yoksunluğuna duyduğu özlemi narsistçe dışa vurmasını konu ediniyor. Dumbledore karakterinin eşcinsel olduğunu doğrulanması ve "mürver asa" ya sahip olması bu noktada çok önemlidir.

Yukarıda ölüm yadigarlarından alıntı yapılmış olan hikayeyi dikkatle okursak;
Güç için ölen büyük abi; Voldemort
Sevdiği için ölen kibirli ortanca kardeş: Snape
ve ölümü bir dost gibi karşılayan en ufak kardeş ise Harry Potter olarak gözümüze çarpabilir.

Açıklamak gerekirse; Voldemort, mürver asaya sahip olmak adına kendi yaptığı büyünün sekmesi sonucu ölmüştür. Snape, Lily Potter a olan aşkı için çift taraflı çalışırken ölmüştür. Yaşayan tek karakter ise Harry Potter dır.

Eğer Rowling güç metaforunu "mürver asa" üzerinden soyutlamışsa, bu durumda mürver asayla ilişkisi olan dört ana karakteri tekrar görmeliyiz;

1. Mürver asanın ilk sahibi olan Dumbledore
2. Mürver asayı, Dumbledore u öldüreren aldığı "sanılan" Snape
3. Mürver asaya sahip olmak adına sahibi sandığı kişiyi öldüren Voldemort
4. ve aslında mürver asanın asıl sahibi olan Harry Potter.

hikayenin bu noktasında en önemli nokta; Harry Potter serisini Yunan Tragedyalarından ayıran "motivasyon unsurudur." Carl Gustav Jung, yani jungien incelemeye göre; antagonist karakterler, bir kadın uğruna değil, birbirlerini kastrasyon etme uğruna çarpışıyorlar.

Mürver asa yani penis iktidarına sahip olan karakterler birbirleriyle çarpışarak, ona sahip olmak için karşısındakini hadım ediyorlar. Bu aslında birbirleriyle "sevişme" arzusu taşıdıklarına işaret ediyor.

Kastrasyon izi
Hikayenin başında, kehanet gereği birbirlerini yok edecek olan karakterlerden Voldemort; Harry
Potter ın evini basarak onu öldürmeye çalışıyor. Bu arada Lily Potter ın "sevgi büyüsü" sayesinde Harry kurtuluyor. Bu sahnede erilliğin öldürülerek, güçsüzleştirilmesi ve iktidara olan tehditin ortadan kaldırılması motifi göze çarpan en önemli unsur. Voldemort, Harry i kastrasyon etmeye gelmiş iken anne sevgisiyle bundan kurtuluyor fakat alnındaki kastrasyon izini hep taşıyor. Rowling in kendi yansımasını en belirgin şekilde sunduğu motif olan bu kısımda, "dişil" bir gücün, iktidarı koruma uğruna ölmesini görüyoruz. Bu da savları destekler nitelikte.

Eğer devam edersek, jungien bir teori olan aenima arketipine büyük uygunluklar yakalayabiliriz. Harry ve Voldemort un benliğindeki kadın karakterler, birbirlerini karşılarına alarak dişil bir kurban yaratmaktalar. Özellikle son filmde fallus bir imgeleme olan Mürver Asa yani penise kavuşan Voldemort karakterinin iktidarını ilanı da böyle başlıyor. Bunun öncesinde yaşanan olaylar; ki yaklaşık 4 kitap demek oluyor; aslında freudyan elektra kompleksinden başka bir şey değildir. Voldemort - Harry arasındaki ilişki, tipik elektra kompleksi ve asaya - penise ulaşabilme üzerine kurulu bir kadın - kadın kavgasıdır.

Sonuç itibariyle, post modern okumaların en ilginç örneklerini bu tip psikanaliz incelemeler ile elde ediyoruz. Bir eser oluşurken, onu kurgulayan gerçek kimseler ister istemez kendilerini ele verecek bilgileri de yansıtıyorlar. Temelde bir eşcinsel savaşı olan Harry Potter serisinin, klasik yunan tragedyalarından, İngiliz fantastik edebiyata kadar olan referansları oldukça ilgi çekici. Bunun yanında "kendini gerçekleştiren kehanet" tarzı Shakespeare referansları ise onun zenginleşmesine katkıda bulunuyor. Hasılı kelam, bir dönemin Hogwarts tan mektup beklemesine sebep olmuş olan bu serinin temel incelemesini böyle anlatabiliriz.

*Büyük bir Potterhead olan Furkan Kohen için...

7 Nisan 2016 Perşembe

Fakültesanat, Humanji'yi sunar!


fakültesanat, Humanji'yi sunar!

2013 yılından beri düzenlenen Bademlik Tasarım Festivali'ne fakültesanat ekibi olarak 'Humanji' adlı atölyemiz ile katılıyoruz. Her yıl farklı bir tema ile düzenlenen BTF'de* bu yıl atölye ve katılımcılar, 'Düzen dağıldığında tasarım ne yapar?' sorusuna yanıt aramaya çalışacak. Bizde etkinlik öncesi ilk atölye heyecanımızı sizinle paylaşmak istedik. Ayrıca atölyenin temasını ve kurgusunu detaylı bir şekilde aşağıda hazırladığımız yazı üzerinden ulaşabilirsiniz. Eskişehir'de görüşmek üzere..

*6-7-8 Mayıs tarihlerinde düzenlenecek etkinliğin atölyelerini ve başvuru sürecini sosyal medya hesapları üzerinden takip edebilirsiniz.Etkinlik hakkında daha fazla bilgi için.

Humanji | 6-7-8 Mayıs 2016 | Eskişehir | Fakültesanat
Tema:
Atölye Kurgusu ve Programı;
Kontenjan: 10 Kişi

Yaşam alanını zorunlu olarak bırakmış, kendi habitatından göç etmiş biri sığındığı kent ile ilk nerede ve nasıl bir şekilde iletişim kurmaya başlar? İlk adım attığı yer neresidir? Otogar mı? Yoksa karakol mu? Yoksa ilk olarak bir göçmen merkezine mi gider? Ailesini kaybetmiş bir çocuk yaşamak için nasıl bir yol izler?

Aniden yabancı bir düzen içerisine düşen bir bireyin yaşayacağı ilk duygu; “şok” olacaktır. Bu yeni koşullar karşısında yabancılık çekecek; korkarak, meraklı bir biçimde çevresini incelemeye başlayacaktır. Hayatını normalleştirmesi, yaşadığı travmanın etkisini azaltabilmesi için, içine düştüğü yeni düzene adapte olmak zorunda kalacak; yani asimile olmaya zorlanacak. Bu durumda ise ikinci etki olan “direnç” başlayacak. Oraya ait, ondan önce oluşmuş değerler ile göç eden birey birbirine karşı direnç gösterecek. Birisi; onu kabullenme anlamında, diğeri ise bu yeni şartlar içerisinde kendine ait olanları koruma anlamında.

Bu sorulara yanıt vermenin ötesinde, böylesine stresli bir deneyimi, zorunluluk hissettirmeden bir simülasyon içerisine yerleştirebilir miyiz? Tüm bu deneyimi ölçeği düşürülmüş bir kutu oyununa çevirip, isteyen herkesin oluşturacağımız oyunu oynarken başka hayatları deneyimlemesini mümkün kılabilir miyiz?

“Dont forget to play!” Alvar Aalto